Türkiye ve Mısır ilişkilerinde uzun süren soğuk rüzgarların ardından, askeri ve stratejik iş birliği adımları bölgedeki dengeleri kökten sarsıyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Mısırlı mevkidaşı Korgeneral Eşraf Salem Zahir’in Türkiye’de gerçekleştirdiği kritik zirve, sadece iki başkentte değil, Atina ve Tel Aviv’de de çok yakından izleniyor.
Gazeteci ve dış politika analisti Ardan Zentürk, Mısırlı komutanın Türkiye ziyaretini ve iki ülke arasındaki yakınlaşmayı çarpıcı bir analizle masaya yatırdı. İki ülkenin son senelerde savunma ve bölgesel güvenlik alanındaki ortak adımlarını değerlendiren Zentürk, bu durumu “Doğu Akdeniz’de genişleyen Yunan-Kıbrıs-İsrail ittifakına dönük bozucu bir elektronik malzeme” olarak nitelendirdi.
“U DÖNÜŞÜ” VE ORTAK TEHDİTLER İTTİFAKI ZORUNLU KILDI
İlişkilerin 2013-2020 yılları arasında adeta “dibe vurduğunu” ifade eden Zentürk, Türkiye’nin o dönem Mısır’daki askeri darbeye karşı haklı bir meşruiyet mücadelesi verdiğini hatırlattı. Fakat Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatmayı hedefleyen Yunan-İsrail hattının güçlenmesi üzerine pragmatik bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan tecrübeli gazeteci, süreci şu sözlerle aktardı:
“Anladığım kadarıyla bu durum yavaş yavaş, özellikle Yunan-İsrail hattının Doğu Akdeniz’de güçlenmesine neden olunca, Sayın Cumhurbaşkanı bir U dönüşü yapmayı tercih etti. Bu U dönüşüne cevap da alındı. Abdülfettah el-Sisi ile Kuveyt Emiri aracılığıyla el sıkışmalar başladı. Bir müddet soğuk, karşılıklı dengeli, yani ısınma turlarına yol açan bir süreç yaşandı.”
Zentürk’e göre bu “ısınma turları”, Kuzey Afrika ve Afrika Boynuzu’ndaki gelişmelerle birlikte iki ülke ordusunun ittifakını adeta zorunlu bir ihtiyaç haline getirdi. Libya’da istikrarın sağlanmasının yanı sıra, Etiyopya’nın İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile kurduğu güçlü ortaklık, Mısır’ı hayati bir su kriziyle karşı karşıya bıraktı. Etiyopya’nın inşa ettiği Rönesans Barajı’na atıfta bulunan Zentürk, “Mısır anladı ki Birleşik Arap Emirlikleri-İsrail ittifakı, Etiyopya ile beraber kendisinin can damarını Hürmüz Boğazı gibi boğuyor” dedi.
GÖKYÜZÜNDE VE DENİZDE “DEV” TATBİKATLAR
Bu ortak tehdit algısı, son iki senede Türkiye ile Mısır arasındaki askeri tatbikatları zirveye taşıdı. Özellikle hava kuvvetlerinin gerçekleştirdiği ortak eğitime dikkat çeken Ardan Zentürk, bu harekatın askeri tarih açısından önemini şu sözlerle vurguladı:
“Donanma ve hava kuvvetlerinde çok ciddi tatbikatlar yaptık. Hatta son yaptığımız hava kuvvetlerindeki tatbikat, dünyanın en büyük iki F-16 savaş uçağı filosunun yapmış olduğu ortak harekat olarak tarihe geçti.”
Türkiye ve Mısır’ın Sudan ve Libya sahasında birlikte hareket ederek pragmatik sonuçlar almaya başladığını belirten analist, Etiyopya ve destekçilerinin bu hamleyle bölgede köşeye sıkıştığını ifade etti.
‘STRATEJİK DERİNLİĞİ ZAMAN GÖSTERECEK’
Savunma sanayi alanında imzalanan belgelerin içeriğinin silah satışları, teknoloji transferleri, ortak üretim ve istihbarat iş birliği gibi kritik başlıkların– resmi olarak açıklanmamasını diplomatik açıdan doğru bulan Zentürk, yine de temkinli olunması gerektiğinin altını çizdi. İttifakın geleceğine dair şu uyarıları yaptı:
“Bu iki devletin kendi çıkarları doğrultusunda geliştirdikleri pragmatik bir ittifaktır. Stratejik derinliği olup olmadığını bize zaman gösterecek. Erken konuşmak istemiyorum. Çünkü sonuç itibariyle Mısır’daki rejim hala emperyal lobilerin onayını almak zorunda olan bir rejim. Türkiye’nin de ekonomisinin zafiyeti bir pranga olarak bileklerimizde bulunuyor.”
Mısır rejiminin Batı’da meşruiyet arayışının sürdüğünü ve “hangi lobinin kulaklarına ne zaman ne fısıldayacağının bilinemeyeceğini” hatırlatan Zentürk, her şeye rağmen savunma sanayi odaklı bu ortaklığın geleceğe dönük çok güçlü ve stratejik bir yatırım olduğunu belirtti.




