E. coli tespiti nedeniyle toplatılan havuçlar, listeria riski taşıyan dondurulmuş waffle’lar ile paketli şarküteri ürünleri ve salmonella alarmı verilen salatalıklar ile yumurtalar… Son zamanlarda gıda geri çağırma haberlerini takip etmek neredeyse imkansız hale geldi.
Söz konusu geri çağırmaların bir kısmı yalnızca tedbir amaçlı yapılırken, diğer durumlarda zehirli gıdalar nedeniyle insanlar gerçekten hastalandı. Gallup tarafından 2024 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ABD’deki tüketicilerin gıda arzının güvenliğine olan güveni son beş yılda belirgin bir düşüş kaydederek tarihin en düşük seviyesine geriledi.
Peki gıda arzı konusunda ne kadar endişelenmeliyiz? Ürünlerin geri çağrılması gıdalarımızın daha mı güvensiz olduğu anlamına geliyor, yoksa sistem mi daha iyi çalışıyor?
Gıda Teknologları Enstitüsü (Institute of Food Technologists) Kıdemli Gıda Güvenliği ve İzlenebilirlik Bilim İnsanı Sara Bratager, geri çağırma vakalarındaki artışın gıdaların kalitesizleşmesinden değil; test, izleme ve tedarik zinciri takip teknolojilerinin gelişmesinden kaynaklandığını belirtiyor: “Tedarik zinciri boyunca sorunları izleme yeteneğimiz geliştikçe, daha fazla geri çağırma vakasıyla karşılaşmamız son derece doğaldır.”
Ohio State Üniversitesi Yardımcı Doçenti ve Gıda Güvenliği Uzmanı Nicole Arnold ise tüketicilerin iki kavramı birbirine karıştırmaması gerektiğini vurguluyor:
Gıda geri çağırması, bir gıdanın, tüketicileri hasta edebileceğine dair makul bir gerekçe oluştuğunda piyasadan toplatılmasıdır.
Gıda kaynaklı salgın, iki veya daha fazla kişinin aynı kontamine (mikroplanmış) gıda veya içeceği tüketerek hastalanması durumudur.
Birçok ürünün tamamen “tedbir amaçlı” piyasadan çekildiğini belirten Boston Northeastern Üniversitesi Gıda Güvenliği Uzmanı ve Food Safety: Past, Present, and Predictions kitabının yazarı Darin Detwiler, “Patojenler ayrım yapmaz; her gıdaya bulaşabilir ve herkesi etkileyebilir” uyarısında bulunuyor. Detwiler; 5 yaş altı çocukların, hamilelerin, yaşlıların ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin en yüksek risk grubunda olduğunu hatırlatıyor.
SATIN ALDIĞINIZ GIDANIN RİSKLİ OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?
Rutgers Üniversitesi Gıda Bilimi Profesörü Donald W. Schaffner, panik yapılmaması gerektiğini ifade ediyor. Geri çağrılan bir ürünü satın almış olmanız, o ürünün kesinlikle kontamine olduğu veya sizi hastalandıracağı anlamına gelmiyor. Gıda güvenliğini takip etmek için uzmanların önerileri ise şunlar. Ürünün ambalajındaki parti (lot) numarasını veya satın alma tarihini geri çağırma listeleriyle karşılaştırın. Güncel salgın ve geri çağırma haberleri için resmi sağlık ve gıda sitelerini takip edin.
Bazı zincir marketler müşteri alışveriş geçmişini takip ederek, geri çağrılan bir ürünü aldığınızda sizi doğrudan bilgilendirir. Geri çağrılan bir havuç poşeti örneğini veren Bratager, “Paketin tamamı kontamine olmuş olabilir, hiç bulaş olmamış olabilir ya da paketteki tek bir havuç etkilenmiş olabilir” diyor. Ancak bakterileri gözle görmek veya koklayarak anlamak imkansızdır. Bu nedenle uzmanlar, bu tür gıdaların riske atılmayıp çöpe atılmasını veya kompost yapılmasını tavsiye ediyor. Marketlerin büyük çoğunluğu, geri çağrılan ürünü veya fişini getirdiğinizde para iadesi yapmakta
EVDE GIDA GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMANIN ALTIN KURALLARI
George Washington Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Beslenme Güvenliği Enstitüsü Direktörü Barbara Kowalcyk, tüketicilerin gıda güvenliğinde bir rolü olduğunu ancak bu rolün sınırlı kaldığını belirtiyor. Tüketicilerin evde alabileceği en etkili önlemler şunlar.
DOĞRU SAKLAMA KOŞULLARI
Alışveriş sonrasında bozulabilir gıdaları ve pişen yemek artıklarını en geç 2 saat içinde buzdolabına kaldırın. Prof. Schaffner, buzdolabı sıcaklığının 4°C (40°F) veya altında, dondurucunun ise -18°C (0°F) veya altında olması gerektiğini vurguluyor.
MUTFAKTA HİJYEN VE YIKAMA YANILMASI
Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerinizi mutlaka sabun ve suyla yıkayın. Tezgahları ve lavaboyu sık sık temizleyin.
Meyve ve sebzeleri tüketmeden önce durulayın. Ancak Nicole Arnold, “Yıkamak patojenleri azaltabilir fakat tamamen yok etmez. Bakteriler sebzelerin derin girintilerine hatta iç kısımlarına yerleşmiş olabilir” uyarısında bulunuyor.
Çapraz bulaşma riskine karşın Darin Detwiler, E. coli bulaşmış bir havucu yıkamanın veya soymanın, bakteriyi lavaboya ve diğer gıdalara yayabileceğine dikkat çekiyor.
Çiğ kümes hayvanları, kırmızı et, balık ve deniz ürünlerini asla yıkamayın. Yıkama suyu, bakterilerin mutfağın geneline sıçramasına neden olur.
ÇAPRAZ BULAŞMAYI ÖNLEYİN
Çiğ et, tavuk, balık ve yumurtaları diğer gıdalardan uzak tutun. Bunlar için ayrı kesme tahtaları ve bıçaklar kullanın. Çiğ etleri buzdolabının en alt rafında saklayın; böylece sularının diğer gıdalara damlamasını önlersiniz.
DOĞRU PİŞİRME DERECESİ
Prof. Schaffner, “Pişirme, elimizdeki en iyi gıda güvenliği önlemidir” dese de bunun pişirme süresi ve sıcaklığına bağlı olduğunu belirtiyor. Barbara Kowalcyk, etin renginin veya dokusunun piştiğini anlamak için güvenilir olmadığını, mutlaka bir et termometresi kullanılarak iç sıcaklığın 74°C’ye (165°F) ulaştığından emin olunması gerektiğini vurguluyor.
Önemli Uyarı: Dondurulmuş waffle veya fırınlanmış havuç gibi ürünlerde kimse termometre kullanmadığı için, geri çağrıldığı bilinen bir gıdayı “pişirerek bakteriyi öldürürüm” düşüncesiyle tüketmek büyük bir risktir. Sara Bratager, “Kontaminasyon riskini bildiğinizde en doğrusu ürünü atmaktır. ‘Rus ruleti’ oynamaya gerek yok” sözleriyle uyarıyor.
Odatv.com





